"Hayatımdaki en iyi anı mı soruyorsunuz? Çok var. Ancak o holigana attığım tekme, en önemli anılarımdan biridir."
manchester united etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
manchester united etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2015

From: FERGUSON To:CANTONA#7


18 Ağustos 1997

Sevgili Eric,

Son konuşmamızdan bu yana bir kaç hafta geçti ve ben sana duyduğum saygı ve itibarı göstermek adına sana yazmam gerektiğini hissettim.

Antremanlara yeniden başladığımızda senin tekrar normal biri haline dönüşmeni bekleyip durdum ama bu umut gerçekçi değildi ve ben senin gözlerinde Manchester United'ın sona erdiğini Mottram'da ki buluşmamızda anlamıştım. Yine de, babanın ve benim tavsiyeme uyup böylesine önemli bir karar vermeden önce kısa bir süre tatil yapman gerekirdi diye düşünüyorum. 

Hatırlamanı istediğim şey, aktif ve fit kalman gerektiğidir. Hep hatırlarım, 32 yaşında bırakıp antrenörlüğe başladığımda, daha çok antremanları ve futbolcuları yönetmeye odaklanmış ve kendi formumu kaybetmiştim, 6 yıl sonra bu durumu fark edip yeniden antremanlara başladım ve bu tam bir cinayetti. Bu nedenle her daim formunu koruman gerekli. 

Eminim hala aldığımız skorlara göz atıyorsundur ve senin de bildiğin gibi güzel gidiyoruz. Senin yerini doldurması için aldığımız Teddy Sheringham şu aralar Tottenham'daki gibi boşluklar bulmakta zorlanıyor ve derinlemesine oynuyor. Bu yüzden yapmamız gereken bir takım ayarlamalar var. Futbolcular bazen bizim seviyemizde, yani her maçı rakibimize kupa finali gibi hissettirerek oynadığımızı fark edemiyorlar. Ancak umarım o bunu bizim için başaracaktır. 

Sezon öncesi turumuz fena değildi. Uzak Doğu turu beklediğimizden daha iyiydi ve Inter Milan ile oynadığımız maçlar çok güzeldi. Charity Shield performansımız pek iyi değildi ancak Chelsea'den daha iyiydik ve penaltılarla da olsa kazanmayı hak ettik.




Sezon sonunda da konuştuğumuz gibi hala üst sınıf bir forvet oyuncusuna ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Ücret yapımız ve finansal kısıtlamalar nedeniyle en iyisini almaktan alıkoyuluyoruz ve bu durum kulübümüzde hep bir problem olacak ki bence bu çok saçma, çünkü en tepedeyseniz diğerlerinin sizin yerinizi almasını durdurmak için iyileri almak zorundasınızdır. Daha genç olsam sanırım daha farklı bakabilirdim ama kendi açımdan baktığımda; Avrupa Kupası kazanmış değilim ve bu bazen bana oluyor. Her neyse, devam etmek zorundayım ve zihinsel engeller koymamalıyım. Bu inanç ve güven bende her zaman vardı ve oyuncularıma da güveniyorum, üretmeye devam etmeliyiz. Hala genç bir Cantona bulmayı ümit ediyorum, ne hayal ama!

Mektubu bitirirken, seninle sohbet etmeyi, bir şeyler içmeyi veya bir akşam yemeği yemeği çok isterim. Kulübün önümüzdeki akşam yemeği için sana yazdığını biliyorum, umarım katılmanın bir yolunu bulursun ama bu önemli değil. Benim için asıl önemli olan senin Manchester United'da ne kadar iyi bir oyuncu olduğun ve benim için yaptıklarına ne kadar minnettar olduğum. Bunu asla unutmayacağım, umarım sen de unutmazsın. 

Burada her zaman yerin var, umulmadık bir anda, tantana olmaksızın, sadece arkadaşça bir çay içmek için uğraman benim için bir çok şeyden daha fazla anlam ifade eder. Eric, bana ihtiyacın olduğunda nerede olduğumu biliyorsun ve artık oyuncularımdan biri değilsin, umarım bir arkadaşın olduğunu biliyorsundur. 

İyi şanslar ve tanrı seni kutsasın. 

Saygılarımla. 


Alex Ferguson

Çeviri bu siteye ait olup, kaynak gösterilse dahi izin alınmaksızın yayımlanamaz. 

10 Ekim 2015

KUTSAL #7 NUMARA: THE KING CANTONA



İLK GÜNLER 

1991 yılında Leeds United antrenörü Howard Wilkinson Eric Cantona'yı transfer etttiğinde, ondan fazla sorun çıkarmasını beklemiyordu. Cantona, Sheffield United'daki deneme süresinin ilk haftasında 6 gol atma başarısı göstermiş ancak buna karşın Trevor Francis onu ikinci bir hafta daha denemeye almak isteyince Cantona bu durumu reddetmişti.  Daha sonra Francis bir açıklamasında esasen Cantona ile imza attıracak kadar ciddi ilgilenmediklerini, yalnızca Michel Platini'nin onun kariyerini yükseltmek için yaptığı çabalara saygı göstermek adına bu denli yüksek bir maaş ödemek istemediklerini belirtmişti.

Wilkinson Cantona'yı Nimes'den 900 bin sterline almış ve onu basına şu şekilde tanıtmıştı; "O hem bir şair, hem bir filozof, hem de resim yapabiliyor. Balık tutmayı seviyor. Evet, sanırım O, biraz farklı." Cantona ise yeni kulübü ile verdiği ilk röportajda biraz utangaçtı, ancak neyse ki yeni antrenörü Fransızca'yı yeterince güzel konuşabiliyordu. 

Cantona İngiltere'ye, Platini, Gérard Houllier  ve psikanalistinin önerisi üzerine gelmişti. Keza Fransa'daki yaşamı da bir hayli çalkantılıydı; takım arkadaşları ile kavga etmiş, antrenörü Henri Michel'e "bir bok çuvalından farklı değil", Fransa Futbol Federasyonu liderlerine ise "salak" demişti. Fransa'dan ayrılırken arkasında bir kaç güzel gol, kaçırılan bir Panenka penaltısı, ancak İngiltere'de güzel arkadaşlıklar yapmaya yeter kadar tutkulu bir futbol bırakmıştı.

-CANTONA'NIN İNGİLTERE'YE GELMEDEN ÖNCEKİ FRANSA KARİYERİ-

MEŞHUR (!) ÖFKESİ



Cantona çabuk sinirlenmesi ile bilinirdi. Her 24 Premier Lig maçının birinde kırmızı kart görürdü. Öyle k,; Roy Keane her 54 maçta bir, Patrick Viera ise her 35 maçta bir kırmızı kart görürdü. Hatta Vinnie Jones bile Cantona'dan daha az kırmızı kart görmüştür. 

Cantona'nın öfkesinin tüm dünyaca bilinilirliği ise 1995 yılındaki Crystal Palace maçında kırmızı kart gördükten sonra 20 yaşındaki taraftara attığı tekme -ki literatüre kung-fu kick olarak geçmiştir- ile arttı. Bu olay sonrası 120 saatlik kamu hizmeti cezasını tamamlayan Cantona, basın karşısına geçtiğinde herkesi şaşırtan o demeci vermişti; "When the seagulls follow the trawler, it is because they think sardines will be thrown into the sea" (Martılar balıkçı teknelerini, onlardan denize sardalyalar atılacağı için takip ederler) Daha sonra bu demecin ne anlama geldiği hakkında ise, "hiç bir anlamı yoktu, sadece gazetecilerin önüne bir ayna koydum, o kadar" şeklinde konuşsa da, French TV'ye verdiği demeçte yaptığı hareketin savunulamaz olduğunu ancak affedilemeyecek kadar da büyük olmadığını söyledi. 

OLD TRAFFORD'UN KRALI 



Cantona'nın Manchester United kariyeri boyunca attığı gollerden birini favori olarak seçmek neredeyse imkansız. 5 sezon boyunca oynadığı Manchester kulübünde attığı 64 golün sadece bir kaç tanesi kale önünde yaptığı bir dokunuşla olmuştur. Hatta attığı penaltılar bile bir hayli gösterişli olmuştur. 

Cantona'nın United tarafının gözündeki bitmeyen cazibesi, O'nun kulüp tarihinde aldığı yer ile az da olsa açıklanabilir. O, attığı gollerden daha fazlasıydı; 26 yıl sonraki ilk şampiyonluğu Old Trafford'a getiren, 1994 FA Cup finalindeki penaltıları atarak kulüp tarihinin ilk çifte kupasını kazandıran, emekliliğinin ardından üç kupa kazandıran genç oyunculara ilham veren isim oldu. Bunların yanında 7 numaralı formanın büyüsünü de devam ettirdi. 

EMEKLİLİK YILLARI 



Cantona 1997 yılında emekli oldu; hatta Sir Alex Ferguson'a Şampiyonlar Ligi yarı finalinde  Dortmund'a elendikleri maçtan bir gün sonra bu durumu söylemişti. Kulübün bu durumu bir ay boyunca ilan etmemesine rağmen Cantona'nın kararı değişmedi. Emeklilikten kısa bir süre sonra Fransa Plaj Futbolu takımına katıldı. Ancak daha önemlisi, 1998 yılında Münih faciası anısına yapılan maçla Old Trafford'a dönüşü oldu; ikinci yarıda giydiği alışılagelmiş United'ın kırmızı forması ile sırt numarası ile uyumlu olarak maçın 7. golü atan Eric, O'nu sahada özleyenleri güzel oyunuyla yeniden büyüledi.

2011 yılında Football Focus'a verdiği demeçte; kariyerindeki en hatırlanılası anın Crystal Palace taraftarına (O'na göre holigan) attığı tekme olduğunu söyleyerek, o dönem çekilen özür reklamının da kurmaca olduğunu yıllar sonra itiraf etmiş oldu. Ancak Ken Loach'ın çektiği Looking For Eric filminde, kariyerindeki kutlanılası en iyi anı olarak bir başka tercihte bulunmuştu. Filmde bu konu ele alınırken Cantona'nın arkadaşını canlandıran kişi kendisine bu soruyu yöneltirken "kesinlikle bir gol olmalı" der, ancak Cantona "Hayır, bir pastı" demesi üzerine, Cantona'nın 1992-1993 sezonunda Tottenham karşısında Dennis Irwin'e ayağının üstü ile attığı pasın en kutlanılası an olarak seçtiğini anlıyoruz. 





KAYNAK : TheGuardian
Çeviri bu siteye ait olup, kaynak gösterilse dahi izin alınmaksızın yayımlanamaz.